Home

Sigmund Freud’un “Musa ve Tek Tanrıcılık” kitabında çok ilginç ayrıntılar mevcuttur. Akhenaton figürü üzerinde durmuştur kendileri. Bakalım Akhenaton kimdir?

Kaynak wikipedia: tr.wikipedia.org/wiki/Akhenaton

  • MÖ 1353-1336 ya da MÖ 1352-1334 yılları arasında (Mısır kronolojisinde değişir) firavunluk yaptı. Eşi Nefertiti’ydi.
  • Amenhotep, doğum ismi. Anlamı “Amon hoşnuttur”. Amenophis, ismin Yunancaya uyarlanmış hâli. Yunan kaynaklarında böyle geçer.
  • Nefer-kheperu-Ré, unvanı. Anlamı “Ra’nın şekilleri güzeldir”.
  • Akhenaten, kendisi için kendi belirlediği isimdir. Krallığının beşinci senesinden itibaren, Atenciliği resmi din ilan etmesinden sonra ölene dek bu ismi kullandı. Anlamı “Aten’in hizmetkârı”. Bu ismin kaynaklarda alternatif yazılışları çoktur; Akhenaton, Akhnaten, Akhnaton, Ikhnaton

 

Tahta geçtiği ilk yıllarda aile adı olan Amenhotep’i (Amon’un hoşnut olduğu) kullandı. Beşinci senesinde adını değiştirerek Akhenaton (Aten’in hizmetkârı) ismini kullanmaya başladı ve aynı yılında geleneksel çok tanrılı Mısır dinini yasaklayarak tek tanrılı Aten dinini kurdu.

Aten dini Mısır’ın önceki inançlarına göre farklılıklar taşımaktaydı. Tek tanrılıydı, esasında ben “Bir” kelimesi üzerinde dururken farklı davranıyorum biliyorsunuz. “Bir” her şeyi kapsayan bağlı olduğumuz birlik demektir. Sufilik’te bu konu üzerine vurgu yapılır. Evren’de her şeyin birlikte olduğunu, bütün ruhları kapsayan denizin bir damlası olduğumuz anlatılır. Dolayısıyla insanın Tanrı’sından ayrı olmadığı onun bir parçası belirtilir. Bu yüzden Akhenaton, Amon rahiplerinin ciddi saldırısına uğrayan dini yaşatabilmek için Kralığının 6. yılında yüz yıllardır Mısır’ın başkenti olan Teb’i terk ederek bugün Tel-el Amarna olarak bilinen el değmemiş topraklara yeni bir başkent kurmaya karar verdi. Bu bölgede yeni dini özgürce ilan edebilecekti. Akhenaton, diğer tanrılara olan inancı yok etmek için tapınaklardan diğer tanrıların isimlerini sildirdi.

15 yıl tahtta kalan Akhenaton’un, sarayda yayılan bir salgın hastalık (veba) yüzünden öldüğü tahmin ediliyor. Tabi ölmesinin üzerinden kurduğu din ‘Amon’ rahiplerinin saldırısına uğruyor. Tutankamon’dan sonra tahta çıkan Homerheb, Akhenaton’un isimlerini her yerden silmeye başlıyor. Hatta krallar listesinden de adı çıkartılmıştır. Uzun yıllar unutulan bu isim araştırmalarla 19. yy yeniden gündeme geliyor.

Döneminde, Firavun resimleri önceki dönemlerdeki gibi mükemmeliyetçi ve tanrısal çizilmek yerine normale dönmüştür. Uzun boylu ve göbekli resmedilen Akhenaton, sanat ve devlet yönetiminin bir oranda ayrılmasını sağlamıştır. Uzun unvanlar yerine unvan sayısını bire düşürmüştür. Açıkçası şatafat ve ihtiraslı bir yapıdan sadeleşmeye yönelmiştir.

Akhenaton’un annesinin babası olan Yuya’nın Eski Ahit ve Kur’an’da adı geçen Yusuf Peygamber ( Joseph ) olduğu Mısırlı tarihçi Ahmed Osman tarafından iddia edilmiştir.

Sigmund Freud’un “Musa ve Tek Tanrıcılık” kitabına göre Hz. Musa’da Aten dinine inanan bir rahiptir. Fakat Akhenaton öldükten sonra Mısır’dan kaçmak zorunda kalmıştır. Çünkü ölümünden sonra, onun dinine inananlara da ciddi bir zulüm uygulanmıştır.

 

Bu araştırmalar ışığında Museviliği inceleyelim. Esasında ‘Musevi’ ve ‘Yahudi’ kelimeleri hep tartışma konusu olmuştur. Hangisi doğru?

Yahudi, ‘Yehuda’dan gelen demektir, Musevi de Musa’dan gelen. Bu şu anlama gelmektedir, bizim Hz. İbrahim ile başlayan bir tarihimiz vardır, bu nokta 7 atamız var demektir. Bu noktada tarihleri Hz. İbrahim ile başlar. Hz. Musa ise bunların 4. sü olur.

İngilizce: Jew                     Almanda: Jude                 İspanyolca: Judyo           Fransızca: Juif

Kelimeleri incelendiğinde “Musevi” değil, “Yahudi” kelimesinin daha uygun olduğunu göreceksiniz. Yani dini kuralların tamamını Hz. Musa’dan almadıkları kesindir. Zaten ‘Yahudilik’ te ‘Geleneksel’ yasaları olan bir bölümü vardır. O da Talmud’dur. Talmud medeni kanunu, tören kuralları ve efsaneleri kapsayan bir bölümdür. Baya ilginç detaylar içerir.  Talmud üzerine incelemelerimde, kesinlikle bir ilahilik ve herkese açılan kapsayıcılık bölümünü göremedim. Aksine kendinden olmayanı reddeden, yer yer de yok edici bir yapıydı.

Bu noktada her dine saygı gösterelim ama bir “Irk” a mensup olabilmen gereken bir durum var ise çok tehlikeli durumlarda var demektedir. Zaten “Yobaz”ların bile ne kadar sakat olduğunu biliyoruz. Hocalar hedef gösterdiğinde bu adamın kabahati var mı? Yok mu? Araştırmadan, bilmeden insan öldüren bir toplumda yaşıyoruz? Herkes cami hocasından önce kendi ile baş başa kalmalıdır. Her şey insanın kendinde başlar. Hoca öldür dedi diye cennete mi gidilir? Cennetin anahtarı hoca da mı?

Talmud’a göre kutsal gelenek ve yazılı yasalara dayanarak, insanları öldürmek çok kolaydır. Yani bu noktada “Irk” ve “Din” birleşir ise ötekileştirebilmenin en etkin iki yolu olan bu silahları kullanıyorsun demektir. Hem ırkın, hem de dinin üstün yapacak bir şey yok. Beni katledebilmek için gerekli dayanağı “Tanrı” da vermiş, olay bitmiştir.

Bu konuda “Ateist” olarak, yaşamak konusunu da konuşayım. Bütün dünya ateist olsa sorunsuzca yaşanabilir belki ama bir grup kendini üstün olarak görüyorsa ve bağnazlıklarına devam ediyorsa, maalesef “Ateist” olarak da tehlikedesindir. Din iki güçlü uca sahiptir. Yapıcı olarak kullanırsan ‘maneviyat’ motivasyonu ile mükemmel şeyleri çok kısa zamanda oluşturacağın sihirli bir değneğe dönebilir. Ama insanın bitmeyen hırsı ve güç istemesi ile çabucak o ‘maneviyat’ patlamaya hazır bir atom bombasına da dönebilir. Dediğim gibi herkesi kapsayan, üstünlük kavramı taşımayan, barışçıl her şeye razıyım.

Sümer bir rahip devletiydi, Aynı şekilde Mısır’da. Ciddi kararların hepsi rahiplerden çıkar, krallar uygulardı. Ama ilginç nokta size dünyayı yönetenler şeması olarak verdiğim şemada da ilginç bir ayrıntı var  “Sanhedrin” ler. Kimdir bunlar?

Bu grup da zaten İsrail’de toplanıp karar alan en üst düzey hahamlardan oluşur. Bu yönetim kadrosu Kabala eğitimi almış olan hahamlardır. 70 tane üyesi vardır. Bu ekipten olacak herhangi bir eksilme durumunda 4 rahip yeni üyeleri seçer. Rothschild ve Rockefeller bile bu grubun emirlerini yerine getirmek durumundadır. O zaman yukarıdaki yönetim şemasını hatırlarsanız. Bir tespit yapmak durumunda kalırız

 

EN ÖNEMLİ TESPİT: DÜNYA HALEN BİR RAHİP DEVLETİ ŞEKLİNDE YÖNETİLMEKTEDİR.

Bu noktada kalkıpta her şeyi demokratik sanmanız size hissettirilen bir yanılgıdır. ‘Demokrasi’ denilince “herkesin seçim hakkının olması” diye cevap veren bir toplumuz. Buna şartlandırılmış seçim hakkı denir.

Yahudilik’te Tevrat kadar önemli olan bir şey de “Talmud” dur yukarıda bahsettiğim gibi. Bu da hahamların geleneksel olan dini ritüellerini içerir. Talmud bir tefsir ismidir, M.S. 2 yy. da haham Nasi Yuda tarafından da yazılı hale getirilmiştir. ‘Babil’ ve ‘Kudüs’ Talmudları olmak üzere iki tane versiyonları vardır. Asıl kısım ‘Mişna’, ‘Yorum’ kısmı ‘Gamera’ dır.

“Yahudi öğrenimini üç kısma ayırması ve üçte birini Tevrat’ın eğitimine, diğerini Mişna’nın eğitimine ve diğerini de Gamera’nın eğitimine ayırması gerekir” İbrani Edebiyat s.14

Bu gelenekler, araştırmalarıma göre antik “Sümer” toplumuna kadar gitmektedir. Tabi bu konuda antik “Mısır” geleneklerinin izlerini bulabilirsiniz. Bu konuda bir kitap ilgimi çok çekmişti “Tarih Sümerlerde Başlar”. Samuel Noah Kramer’in yazdığı bu kitap ilginç detaylar içeriyordu.

Günümüz modern dinlerini anlamak açısından çok önemliydi. Kendisi de koyu bir Yahudi olan Kramer kitapta ilginç bir detayı anlatmıştı. “Kitab-ı Mukaddes’in ilk örnekleri” diye bir bölüm vardı. M.Ö 3500’lere dayanan bir toplum olan “Sümer” de Yahudilik ne arıyor? Çünkü Sigmund Freud’un ve birçok bilimin adamının araştırmalarına göre Hz. Musa M.Ö. 1200-1400 yılları arasında yaşadı. Ve Mısır üzerinden göçtü. Sümer bir Mezopotamya ülkesidir. Tarihlerde birbirini tutmuyor zaten. Yani ‘Yahudilik’ Hz.Musa’dan önceki yasalarla yönetiliyor. Yani Hz. Musa’nın getirdiği din önceki geleneklerle değiştirilmiştir. İspat etmek gerekirse…

“Tarih Sümerlerde Başlar” kitabında Samuel Noah Kramer “Neşideler Neşidesi” olarak geçen şiirin ilk izlerini buluyor ve türlü zahmetlerle kırık tabletleri birleştiriyor. İlginç olan şey ise bu şiirin Tevrat’da da yer almasıdır. Bu durum Sümer’deki eski güçlerini kaybetmek istemeyen ruhban sınıfın bir kurnazlığı olabilir mi acaba? Eski Sümer rahipleri acaba Hahamlara mı dönüşmüştür? Şiiri aşağıya ekleyelim…

Kaptın gönlümü, kızkardeşim yavuklum

Gözlerinin bir bakışı ile

Okşamaların ne güzel, kızkardeşim yavuklum

Şaraptan ne kadar hoştur okşamaların”

Neşideler Neşidesi Bölümü, 4/9-10

 

Bu noktada ilginç olan iki kardeşin birbiri ile cinsel olarak cilveleşmesidir. Cilveleşme bu noktada hafif kalabilir, birbirine şehvetle yaklaşma denebilir.

 

Bir ilginç örnekte kendileri haricinde Talmud yasalarını okuyanlar için Haham ne demiş bakalım.

Sanhedrin sayfa 400; “ emir 59 a” da; Rabbi Johanan emirleri şöyledir:

“Talmud Torah’ı tetkik eden bir gayri yahudinin hak ettiği şey ölümdür. Çünkü bu onun için değil bizim için yazılmıştır. Bu bize bırakılan mirastır”.

Ortaya çıkarsa dünya toplumunun tepkilerinden korkuyorlar herhalde. Bunun gizli kalması bu anlamda çok önem taşımış demek ki. Ama internet sayesinde bu bilgilere ulaşabiliyoruz.

Bu masonlar.org sitesinden alınmış bir linktir.

http://www.masonlar.org/masonlar_forum/index.php?topic=7149.0

Burada sihirden bahsedilir ama Yahudi olamayanların başına gelecekler de bol bol yazar. Dünya’nın 3/2 sinin öleceği savaş, Yahudi’lerin dünyaya hâkim olacağı, Yahudi olmayanın kalmayacağı bir dünya, “Yahudi olmayanın, malını çalan ve işini elinden alan bir Yahudi, iyi bir iş yapmıştır” gibi ayetler.. “Ayet” yerine “Cinayet” demek daha yerinde olacaktır. Benim suçum ne yaşamak mı? Benim emek verdiğim işi sen nasıl çalarsın? Seninkini başkası alsa nasıl olur? Sen varlığını yüceltme makamı mıyım ben? Bugün Filistinlilerin evlerinin elinden alındığı, zeytinlerinin kırılıp yakıldığı, çocuklarının öldürüldüğünü düşününce şaşırmıyorum. Kendi toplumunu bu şekilde uyuşturanlar, onları da nasıl kandırdıklarını bir anlatsalar ne güzel olurdu?

http://www.masonlar.org/masonlar_forum/index.php/topic,7148.0.html

Bu sayfa ise tamamen ürkütücü, Dul kadınla rahat takılabilme, hayvanla seks, yakın aile ilişkileri, Yahudi olmayanların mallarını gasp etme, para ile hatun kiralayıp yapılan seksin meşruluğu ama seksin başka bir millet ile yapılamayacağı vb. Küçük çocukların kızlık zarlarının esnetilebileceği fakat bozulmaması gerekliliği? Hocam siz Psikopat mısınız? Bilimin aydınlığı bu mu? Ne oldu aydınlanmacılık?

Seçtiğim örneklerden bazıları aşağıda bulunmaktadır.

Örnek 1:

Kethuboth 51b;  “Bir kadın kocasının izni ile parasını vererek kendisi ile cinsi bir şekilde alakadar olacak bir şahıs kiralarsa, bunda hiçbir kabahat yoktur fakat bu kiraladığı şahıs gayri Yahudi ise bu kabahattir zira kazançlı çıkan gayri Yahudidir. Fakat aynı vaziyet, bir Yahudi erkeği ile gayri Yahudi bir kız arasında vuku buluyorsa zararı yoktur fakat Yahudi erkeği bu gayri Yahudi kızla evlenmemeğe çok dikkat etmelidir”.

Örnek 2:

Talmud’un Yebamoth kısmı 59 a ve 59b :
“bir dul kendini tatmin için her türlü usulere başvurabilir”. Bir kadın sebepler göstererek hayvan ile hayvani münasebetleri ilerletirse bunda münasebetsiz bir şey yoktur. Böyle işlere zevklere heveslenmeyen kadın bulunmaz. Bu sebepten bu gibi zevklere kedini veripte sonradan evlenmeyi düşünen kadını bir haham bile alabilir. Bu mevzunun altında 4 numaralı notta aynı şey belirtilmekte ve gayri tabi bir şekilde çiftleşmiş bir kadını bir “baş haham” dahi alabilir denilmektedir.

 

SONUÇ: Bir ırk hiçbir zaman kan ve DNA ile alakalı olarak öbüründen üstün olamaz. Ya da insanlar doğdukları ailelerine bakıp soylu olduklarını iddia edemez. Bu bilimin aydınlığına inandığını söyleyen bir gürûha hiç yakışmaz. Farkında olmadan yapılıyor ise “tezattır”, bir farkındalıkla insanları kandırmak istenerek yapılıyor ise “ikiyüzlülük”tür. Tertemiz doğmuş olan bir çocuğu yanlış şekilde yetiştirip canavara dönüştürmek ise bu safsatalarla çok kolaydır. Eğer bir din bunun için kullanılıyorsa sadece hurafe topluluğu, ya da bilinçli kötülük temelinde oluşturulmuş yalanlar topluluğudur. Benden veya yeryüzündeki herhangi bir insanda yaratılış olarak üstün olduğunu iddia eden bir dine ise saygı gösterilemez. Bu uğurda yüzyıllardır durmak bilmeyen katliamlar, yaratılan açlık ve sefaleti gözler önünde bulundurunca buna ilkellik demem daha yerinde olur.

Bu noktada Anti-siyonist olmak ile Anti-semitist olmak farklı şeylerdir. Birbirine karıştırmamak gerekir. Onların davrandığı gibi bizim de ‘Yahudi’ toplumuna nefret duymamız tamamen bir kaos olur. O kadar küçülmemeliyiz. Ama hatalı ya da alçaltıcı gördüğümüz her şeyi de açıkça izah etmeliyiz. Uzun zamandır ellerinde tuttukları güç odaklarını halkla paylaşmayı öğrenmeliler. Noam Chomsky’nin dediği gibi halka karışmayı öğrenmeleri şart. Fakir çocukların da Yahudi arkadaşları olmalı ki onları ulaşılamaz noktalarda görmesinler. Kaynaşabilsinler. Oluşabilecek nefret engellensin. Ayriyeten bu durum onlarında fakir insanların bir iş robotu olmadığını küçük yaşta öğrenmeleri açısından çok önemli bir konudur. Empati yeteneğinin gelişmesi onlara da sosyal gelişim açısından faydalı olacaktır.

Kendini din adamı olarak tanıtıp hiçbir şeyden anlamayan hocalar kadar tehlikeli, Mason Üstadları, Hahambaşılar vb. diğer zararlı dinlerde eleştirilebilmeli. Keza yukarda yazan yasalar dâhilinde yetiştirilen bir gençliğin yarattığı kıyım ve zulüm Filistin’de yaşanmaktadır. Bu küçük çocuklardan nasıl ölüm makinalarının yaratıldığını görmek açısından çok önemli bir durumdur. Henüz daha küçücük bir çocukken bu tür sapkın müdahalelere maruz bırakılan bu çocukların yardıma ihtiyacı vardır

About these ads

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s