Home

Galileo, ortaçağda insanlara dünya yuvarlaktır dediğinde, zamanın otoritesi papalığın dünyanın bir düz tepsi şeklindeki tezine karşı gediği için öldürülmüştü. Oysa İncil’in dünya düzdür diye bir iddiası yoktu. Hz Muhammed, ise putlara tapmanın çok saçma olduğunu söylediğinde toplum tarafından yalancı ve hain olarak nitelendirilmişti. Gandi ise pasif direnişi ile İngiliz sömürgecilerin varlığından ülkesini kurtarmıştı. Ülkesini kurtardıktan bir süre sonra ise öldürülmüştü. Amerikan emperyalizmine sadece bir birey olarak kafa tutan ve kök söktüren Che Guevara Latin Amerika’da CIA tarafından işkenceden geçirildikten sonra vahşice öldürülmüştü. Fakat tarihe baktığımızda gerçekleri yaşayan insanlar toplumu bir yalandan uyandıranlardır ve onlar bir büyük bir değişimin öncülüğünü yapmışlardır. İlk başta topluma alışık olmadıkları şeyleri söyledikleri için düşman ilan edilen sonrada tarihe kahraman olarak geçerler. Ki bu kahramanların ortak özelliği ise yaptıklarını hiçbir maddi getiri için yapmayıp, gerekirse canları uğruna bedel ödemeleridir.

Bunun gibi yazılarda sistemi eleştirip hiç beklentide bulunmadan yazılmış yazılardır. Bu anlamda çalışmanın her şeyden önce samimi duygularla yazıldığına inanmanızı istemekteyim. Keza bu yazıları yazarken Mehmet Barlas, Engin Ardıç, Nazlı Ilıcak, Ahmet Altan vb. gibi (hangi grupta olduğunu ayırt etmeksizin) deli paralar kazanmıyoruz, yükselme kaygımızda yoktur. Hiçbir yazısı bir işe yaramayan ve aklımızda bir cümlesi ile yeri olmayan Güneri Civaoğlu gibi bir adamın 2006 yılında ayda 50000 lira gibi bir rakam kazandığını düşünürsek, onlara göre ne kadar samimi olduğumuz ortaya çıkacaktır. Her ay hiçbir şey yapmadan servet gibi maaşlar kazanan bu insanların dürüstlüğü servetleri ile ters orantılıdır.

Artık internet aracılığıyla herkesin kendi araştırmalarını yazmaya ve yaymaya başladığı bir dönemde, uyanma zamanı da gelmiştir. Bu yazıda gerçek diye yutturulmaya çalışılan, alışkanlıklarınızın ötesindeki şeylere hazır olun. Çünkü bugüne kadar medya gerçekliğimizin belirleyicisi oldu, ne anlatsalar yalanda olsa inandırmayı başarıyorlar. Yalanlar ve yanlışlar ile dolu olan haberler o kadar tekrarlanıyor ki beyin bu tekrar sayısına dayanamayıp algılara teslim oluyor. Bu insan beyninin, şekilciliğinin en zayıf yönüdür. Görüntü başta olmak üzere ses, dokunma, tat gibi algılarla kolayca kandırılabilir. Tıpkı görüntü olarak domatese benzeyen ama gerçekte uzaktan yakından alakası olmayan, domatesimsi olan şeyleri marketlerden alıp yediğimizde tatsızlığını fark etmemiz gibidir. Bizim yediğimiz şey sadece bir şekilden ibarettir. Üstelik bu zahirilik öldürücüdür. Formlar ve kelimeler taşıdıkları anlamlardan çok farklı şeyler olabilirler.

Bugün toplumun ihtiyacı olan şey kanımca her şeyden önce zihinlerde yaşanabilecek bir devrimdir. Bunu sağlamanın yolu ise bundan 500 sene önce Avrupa’da yaşanan Rönesans’ın bilimin ve sanatın önünü açması gibi çağımızda yaşanacak bir Rönesans’tır. Bu Rönesans ile elit, totaliter grupların elinde oyuncağa dönmüş olan medya ve bilimin objektifleştirilip, herkese açılması sağlanmalıdır. Bu sayede şartlandırılmış insanlardan özgürleştirilmiş ve zihni aydınlatılmış insanlara ulaşabiliriz.

Şu anki halimiz ise içler acısı bir durumdadır. Resmi ideolojilerin tamamen yalanlara dayanan bilgileri ile hadım edilmiş toplumlar olarak yaşamaktayız. Bu yazı klasikleşmiş sağ ve sol metodlardan bağımsızlaşarak yazılmıştır. Klasikleşmiş sağ kadar büyük bir tehlike varsa o da aynı kalıpların tersine sıkışmış bir sol ile sisteme meydan okumak olabilir. Bu yüzden mümkün olduğunca bir çıkarımda bulunup ne yapılması gerektiğini direk söylemektense, çok geniş bir alana yayılmış bu bilgi külliyatını size yorumsuz aktarmaya çalışacağım.

Ele aldığımız konularda yapısal olarak içe kapalılık mevcuttur. Bundan dolayıdır ki doğruya yakın olan bilgiler ancak toplu iğne ucu ile toparlanmaktadır. Açığa çıkarmaya çalıştığımız kurumlaşmış batıni yapıların da ortaya net olarak çıkmamak için uyguladıkları “bilgiyi yozlaştırma” metodu, bilginin kirlenmesine neden olmaktadır. Bu bağlamda yazdıklarımız insanların beyininde kutsal kitap etkisi yaratmamalı ve konular şaşırtıcı ve inanılmaz hale geliyor ise kendi başına araştırma ile devam edilmelidir. Bu şekilde kendinize ait olana ulaşıp, bizim ve karşıtlarımızın bilgi manüpülasyonlarından kurtulabilirsiniz.

Yazı temel olarak bir bütünlük taşıması amacıyla yazılmıştır. Konuları dağınık olarak okumaktansa bir bütün olarak sırayla okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Çünkü konu sıralaması anlatılmaya çalışılanı en kolay öğreneceğiniz şekilde sıralanmıştır.

Ek olarak ilk yazdığım metinlerdeki dili, eksik ve hatalı yazdığımı farkettiğim metinleri yenilemek için uzunca bir çalışmadan sonra yazıyı baştan sona yeniledim. Bu kapsamda konu aralığı ve içeriğini daha tatmin olacağımız bir hale getirmeyi başardığımı düşünüyorum.

Eğer eksik ve hatalı olduğunu düşündüğünüz konular var ise mutlaka mail veya blog yolu ile dönüş yapınız ki ele aldığımız konular gelişsin ve saflaşsın. Amacım yazıyı kutsal bir metin gibi dikte etmek değildir. Yazının amacı dünyamızda bazı şeylerin ciddi hatalar içerdiğini farketmenizdir. Karşılıklı paylaşım ve araştırmalar ile gerçeklere ulaşıp daha güzel bir dünya kurmak dileğiyle…

Reklamlar

2 thoughts on “GİRİŞ

  1. Galileo nun öldürülmediğini, kilise tarafından ölene kadar ev hapsi cezası verildiğini biliyorum, yanlış biliyor da olabilirim. İnternette ki ve ansiklopedilerde ki bilgileri tekrar kontrol ettim. Ev hapsi verilmiş.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s