Home

DEMİRCİ KAWA

 

Ortadoğu ve dinler tarihine hâkim olup bugünle karşılaştırmalarını yapabilmek, kapitalizmin kökenlerini bulmamızı sağlayacaktır. Bugünkü sistemin köleci kökenlerinin nerelere ve hangi okült yapılara dayandığını öğrendikçe herşey kolaylaşacaktır. Fakat karşılaştırılması gereken konu sayısı azımsanmayacak kadar fazladır. Sistem bugüne kadar tarih araştırmalarını Mısır, Babil, Sümer, Akad ve Asur gibi köleci yapılara yoğulantırırken onların karşıtları olan Mitanniler, Hititler, Urartular, Persler, Gutiler gibi yapılar gerekli saygıyı göremediler. Oysa köleci yapıların alternatifleri bu medeniyetlerdi.

78

Genelde bu toplumlar Aryan topluluklar olarak bilinir. Aryan toplumlarında kullanılan sembol “Güneş”tir. Fakat anlamı güneş değil “Işık Kültüdür”. Varlıkların ışıktan yaratıldığını anlatmak için kullanılmıştır. Bugün birçok Aryan toplumu farkında olmadan halen bayraklarında Güneş sembolü kullanmaktadır. Bu toplumların kurduğu devletlerde de semboller ve renkler benzerdir. Hindistan, Kürt, İran(Eski ve Yeni) bayrakları bulunmaktadır.

Mümkün olduğunca bu konuların önemini hissettirmeye çalışmamın nedeni çözümün günümüz medeniyetinin yarattığı kaosu “Komünizm”, “Sosyalizm” gibi yapay sistemlerle çözmek yerine – teorisini sanallıktan sa gerçek pratiklerden alan alternatif kültürlerin araştırmaları ile çözmenin daha doğru olduğuna inanmaktayım. Hele ki bu medeniyetlerin mirasçıları biz isek bu konuya çok daha fazla özen göstermeliyiz.

Ortadoğu mitolojisini araştırırken birçok benzerlik buldum. Fakat bulduğum bir benzerlik diğerlerinden çok daha farklıdır. Birçok kültüre benzer isimlerle girmiş bir hikâyedir. Fakat bu hikâyeyi kültüründe en coşkulu yaşatan kürt toplumudur. Birçok insan tarafından teröristlerin birleştiği bir toplantı sanılan bayramın adı Newruzdur. Hikâyesi ise çok ciddi şekilde gerçeklikler taşımaktadır. Hikayede adı geçen kahramanımızın ismi Kawa’dır. Bu hikâyenin benzer bir türevi ise Konan’dır. Bu hikâyenin Kenan diyarı denen bölgede geçmesi ise başka bir detaydır. Kawa, Konan, Kenan…

Newruz bayramının hikâyesinin genel olarak 2500 yıl önce geçtiğine inanılır. Fakat bendeki kaynaklarda çok daha eskilere dayandığı da anlatılır. Atlantis’in çöküşüne kadar dayanan hikâyeler mevcuttur. Bu durumda benzer hikâyelerin farklı noktalarda da geçmiş olması da mümkündür, fakat bir hikâyenin diğer kültürleri de etkilemesi de mümkündür.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Demirci_Kawa_Efsanesi

“İran mitolojisinde acımasız yabancı hükümdar Zahhāk’a isyan eden mitolojik kahramanın öyküsüdür. Hikâye, Fars şair Firdevsi’nin en önemli eseri olan Şehname’de yer alır. Hikâyenin diğer ana karakteri olan Zahhāk veya Azhi Dahāka, Zerdüştçülüğün kutsal kitabı olan Avesta’da ve antik dönem Fars mitolojisinde yarı şeytan bir Babil kralı olarak yer almıştır. Firdevsi, hikâyeyi yeniden yorumlayarak bu karakteri şeytani ve tiran bir Arap kral olarak betimlemiştir. Hikâye, Kürt mitolojisinde de yer alır.

Kürtler Nevruz Bayramı’nın dayandığına inandıkları Demirci Kawa Efsanesi’nin birkaç farklı uyarlaması vardır. Bunlardan birkaçı aşağıdaki gibidir:

 

1. UYARLAMA

Demirci Kawa efsanesi şöyledir:

Bundan çok eski zamanlar öncesinde, daha yeryüzünde kimsenin olmadığı dönemlerde Zervan isimli tanrının iki oğlu olmuştur. Birinin adı Hürmüzdür, bereket ve ışık saçan anlamına gelmektedir. Diğerininki ise Ehrimandır, kötülük ve kıtlık saçan anlamındadır. Ahura Mazda’nın kutsadığı topraklarda Hürmüz hep iyinin ve uygarlığın temsilcisi, Ehriman da onun karşıtı olmuştur.

Hürmüz, dünyada kendisini temsil etmesi için Zerdüşt’ü gönderir ve yüreğini sevgi ile doldurur. Zerdüşt ise buna karşılık oğullarını ve kızlarını Hürmüz’e hediye eder. Ehriman bu durumu kıskanır ve yüzyıllar boyunca sürecek olan iyilerle savaşına başlar. Tüm iyilere, Zerdüşt’ün soyuna ve iyiliklere Medya (Kuzeybatı İran) coğrafyasındaki yaşamı çekilmez bir duruma getirir. Ehriman bazen gökten ateşler yağdırır bazen fırtınalar koparır ve iyiliğe ve iyilere hep zulm eder. En sonunda da içindeki nefreti ve kötülük zehrini zalim Kral Dehak’ın beynine akıtır ve onu bir bela olarak İran halkının üzerine salar. Dehak’ın bildiği tek şey kötülük etmektir. Zalim Dehak halkının kanını emerken beynindeki zehir bir ura dönüşür ve onu ölümcül bir hastalığın pençesine düşürür. Dehak acılar içinde kıvranırak yataklara düşer ve hastalığına bir türlü çare bulanamaz. Dönemin doktorları acılarının dinmesi ve yarasının kapanması ve hastalığının iyileşmesi için yaraya genç ve çocukların beyinlerinin sürülmesini önerirler. Böylece İran coğrafyasında aylarca hatta yıllarca süren bir katliam başlar; her gün zorla anne babalarındna alınan iki gencin kafası kesilip beyinleri merhem olarak Dehak’ın yarasına sürülür. Halk çaresiz ve güçsüz düşmüştür. Gençler katledilirken sıra bir gün daha önce bu şekilde 17 oğlunu kaybetmiş olan Kawa adındaki demircinin en küçük oğluna gelmiştir.

Hergün gençler Dehak’ın askerleri tarafından başlari kesilmek üzere götürülürken Kawa’nın aklına başkaldırı fikri gelir ve bu konuyu etrafında güvendiği birkaç kişiye açıklar. Demirci dükkâninda demirden savaş malzemeleri olarak Gürz-ü Kember, Kér gibi araçlar yapar ve bir taraftan da baskaldırı için etrafındakileri eğitir. Bu hareket yavaş yavaş yayılmaya başlar. Mart ayının 20’sini 21 ‘ine baglayan gece zalim Dehak’a karşı direniş başlar. O gece kralın sarayı direnişçiler tarafından ele geçirilir. Aynı zamanda bu direniş Dehak’ın egemenliğindeki bütün topraklarda devam eder. Direnişçiler kendi aralarinda dağlar da ateş yakarak haberleşmekteydiler. Direniş bittiginde Kawa’nın halk harekâtı Dehak’ı ve yönetimini devirir. Sevinçle dağlara koşan halk bu ateşlerin etrafında oynamaya başlar.

Bir diğer söylentiye göre de Kawa, 20 Mart‘ı 21 Mart‘a bağlayan gece sabaha kadar demir ocağının başında sabahlar ve oğlunu zalim Dehak’ın katlinden kurtarmak için çareler düşünürken imdadına göğün yedinci katındaki iyiliğin temsilcisi Hürmüz, Ninowa‘lı Kawa’nın yüreğini sevgi ve umutla doldurur ve bileğine güç, aklına ışık verir. Ona Zalim Dehak’tan kurtuluşun yolunu öğretir. 21 Mart sabahı, gün doğduğunda, Kawa oğlunu kendi eliyle Dehak’a teslim etmek ister ve zulmün ve kötülüğün kalesi olan Dehak’ın sarayına girer. Oğlunu zalim Dehak’ın huzuruna çıkarırken yanında getirdiği çekicini Dehak’ın kafasına vurur. Dehak’ın ölü bedeni Demirci Kawa’nın önüne düştüğü anda kötülüğün alevi Ninowa’da söner. Kısa sürede bütün Ninowa ve bölge halkı isyan eder ve ateşler yakarak saraya yürürler. Zulme karşı isyanı başlatan Kawa, demir ocağında çalışırken giydiği yeşil, sarı, kırmızı önlüğünü isyanın bayrağı, ocağındaki ateşi ise özgürlük meşalesi yapar. Ninowa cayır cayır yanarken meşaleler elden ele dolaşır, dağ başlarında ateşler yakılır ve kurtuluş coşkusu günlerce devam eder. Zalim Dehak’tan kurtulan halklar 21 Mart’ı özgürlüğün, kurtuluşun ve halkların bayramı olarak kutlar. Demirci Kawa; başkaldırı kahramanı, Nevruz ise; direniş ve başkaldırı günü olarak tarihe geçer.[

2. UYARLAMA

Bir diğer Kawa efsanesine göre, 2500-2600 yıl öncesinde Zuhak (Bazı kaynaklara göre Dehak)adında Asurlu çok ama çok zalim bir kralın altında yaşayan Kawa adında bir demirci vardı. Bu kral tam bir canavardı ve efsaneye göre her iki omuzunda da birer yılan bulunuyordu. Her gün bu iki yılanı beslemek için halktan iki kişiyi sarayına kurban olarak getirtip aşçılarına bu iki çocuğu öldürtüp beyinlerini yılanlarına yemek olarak verdiriyordu. Aynı zamanda bu canavar kral ilkbaharın gelmesini engelliyordu[kaynak belirtilmeli]. En sonunda bu zulümden bıkan ve bir şeyler yapmak isteyen Armayel ve Garmayel adlı iki kişi kralın sarayına mutfağa aşçı olarak girmeyi başarırlar ve Kralın yılanlarını beslemek için beyinleri alınarak öldürülen çocuklardan sadece birini öldürüp diğerinin gizlice saraydan kaçmasına yardımcı olurlar. Böylece ellerindeki bir insan beyni ile kestikleri bir koyunun beynini karıştırarak yılanlara vererek her gün bir çocuğun kurtulmasını sağlamış olurlar. İşte bu kaçan kişilerin Kürtlerin ataları olduğuna inanılır ve bu kaçan çocuklar Kawa adlı demirci tarafından gizlice eğitilerek bir ordu haline getirilirler. Böylece Kawa’nın liderliğindeki bu ordu bir 20 Mart günü zalim kralın sarayına yürüyüşe geçer ve Kawa kralı çekiç darbeleri ile öldürmeyi başarır. Kawa etraftaki tüm tepelerde ateşler yakar ve yanındakilerle birlikte bu zaferi kutlarlar. Böylece Kürt halkı zalim kraldan kurtulmuş olur ve ertesi gün ilkbahar gelmiş olur.”

 

Asur tarihini incelediğimizde çok ciddi kıyımları görürüz. Hatta aryan kıyımları söz konusunu olunca sırasıyla Babil ve Asur en önde gelecektir. Babil’den kalma Talmud’ları kullanan Yahudi metinler halen “Guti”(kürtleri eski adı) lerin mallarını yağmalamanın ve onları öldürmenin kutsal olduğunu düşünür. Bu konuyla ilgili ciddi bir kaynak ekliyorum. Yazıda “Kuti” olarak yazan kelimeler kürtlerin atalarından bahsetmektedir.

http://www.masonlar.org/masonlar_forum/yahudilik/gizlenen-talmud-yasalari/

Bu bağlamda hikâye, destandan ziyade ciddi gerçeklikler de taşımaktadır. Yukarıda da yazdığımız gibi bugünkü sistemde benzer bir kültürle yönetilmektedir. Uç nokta, iç içe girmiş gizli tarikatlarda bulunan en üst yapı “Yılan Kardeşliği” tarikatdır. Micheal Jackson’ın açıkça tehdit edildiği klipte de bunu görme imkânımız oldu. Gerek William Cooper, gerek başka yazarlardan edindiğimiz bilgiler ışığında bu bilgilerin doğrulamasını yapabiliriz. Maalesef ki William Cooper’da devletin şerifinin silahından çıkan kurşunla öldürülmüştü.

Asur ve Babil’de inanılan “Tanrı” nın adı “Marduk”tu. Ana Tanrıça olan “Tiamet” i öldüren, Marduk egemenliğini kurmuştur. Yani anlaşılacağı bu bölgelerde üzre erkek egemenliğinin temeli “Marduk”tur. Asur ve Babil tabletleri İngiltere, Fransa ve Almanya tarafından Osmanlı farketmeden 17. 18. Ve 19. yy. da yağmalanmayana başladı. Bölgeye açılan konsolosluklarda çalışanlar, zevk için yaptığını iddia ettikleri kazılar, kalıntılara ulaşıncaya hatta tabletler bulununcaya kadar devam etti. Erol Sever’in “Asur Tarihi” kitabında şöyle yazmaktadır.

“Austen Henry Layard 1845’de, İngiltere’nin İstanbul’daki büyükelçiliğinde çalışırken 28 yaşındaydı ve Botta’nın ilk kazdığı Kuyuncuk tepesini görmüştü. Onu kazı yapmaya iten, arkeolojik araştırmalar yapmaya götüren de, Botta’nın bu alandaki başarısı oldu. Musul’a geldiğinde kaynayan bir bölge buldu.”

Musul yakınlarında Asur’ların başkenti olan Ninova bulunmaktaydı. Sıradan, gelişi güzel arkeoloji çalışmaları değildi yapılanlar. Bilinçli olarak buralara kadar gelinmişti. Başkent(Ninova) kütüphanelerinde 30000’e yakın tablet bulunmuştu. Tabletlerde Yönetim, İlaç ve Büyü içerikleri vardı. En sonunda bulunan tabletler gemiler aracılığıyla Avrupa’ya taşındı ve bu tabletler günümüzdeki sistemin oluşmasına ön ayak oldu.

Hatta günümüze geldiğimizde de Irak işgalinden sonra müzelerde ortaya çıkan Sümer tabletleri de Amerika tarafından toplanıp götürüldü. (Asur, Babil ve Akadlar temellerini Sümer üzerine kurmuş medeniyetlerdir. Uzun yıllar iç yazışmaları bile Sümerce yapılmıştır. Sümerin ardılları olan bu kültürler Sümerceyi iyi anlayabilmek için sözlükler bile oluşturmuşlardı). Bu noktadan hareketle bu tarihi bilgilerin ne kadar önemli olduğunu görmemek sadece “Delilik” olabilir. Bugün insanların yaşadığı “Zihin Kontrolü Sistemi” Ortadoğu’da çıkan tarih aracılığıyla ayakta durmaktadır.

KONAN

 

Konan, Atlantis’in çökmesinden sonra yaşanan ve hakkında çok şey bilinmeyen bir karanlık çağda yaşamıştır. Demirci Kawa ile kesişen çok ciddi benzerlikleri vardır. İkisi de aynı hikâyenin başka toplumlardaki karşılığı olabileceği gibi, Kürtlerdeki Kawa’nın, Keltlerdeki ya da Kimmerlerdeki karşılığı Konan’da olabilir. Hikâyeler arasında farklılıklar bulmak konusunda zorlanabiliriz. Bu benzerlikleri Konan’ın filmi üzerinden anlatmam gayet yerinde olacaktır. Ama dileyen çizgi roman üzerinden de devam edebilir. Filmin girişinde ilginç bir konuşma vardır…

“Okyanusların Atlantis ‘i yuttuğu zaman ile Aryus’un oğullarının yükseldiği zaman arasında hayal edilmeyen bir çağ vardı ve bu çağda, kaderi Aquilonia’nın değerli tacını dertli bir alında taşımak olan Conan yaşardı.”

Konan’ın Tanrısı’nın adı Krom’dur. Bunun, Demirci Kawa ile benzerliği şu noktadır; ikisinin de metalle ilişkilendirilmiş olmasıdır. Nedeni, metalin antik toplumlarda savaşın sembolü olmasıdır. Gerçi günümüzde de aynı anlama gelmektedir. İkisi de savaşmayı çok iyi bilen kişilerdir. Bir ekleme yapmak gerekirse metal müzik kültürü de buralara kadar uzanmaktadır. Konan’da Aryan ırklarındaki bayraklar gibi “Güneş” sembolü kullanırdı. “Demirci Kawa” Yılanların efendisi olan bir “Büyücü Krala” karşı savaşmıştı.

Konan’da “Yılan Kardeşliği” tarikatının kralıyla savaşmıştır. Filmdeki “Güneş” kolyesini aşağıda görmektesiniz.

79

Düşmanı olan kral ise “Güneşin Etrafını Saran Yılan” sembolü kullanmıştır.

 

Manası ışığın kontrolünün yılana geçmesidir. Yani yılan soyunun dünyadaki gücü ele geçirmesi anlamına gelmektedir. Filmde bu yılanlara Seth’in yılanları demektedir. Mısır mitolojisinden hatırlayacağınız üzere, Seth dini literatürde “Satan”, “Şeytan” olarak bilinmektedir.

80

Bu tarikatın giyinimi binlerce yıllardır değişmemiştir. Hatta ayinlerdeki giyim, kuşam bile halen aynıdır. Bugün Avrupa’da Bilderberg üyeleri bu saçma sapan elbiseleri giyerken, Amerika’da ise Klu Klux Klan bu ritüelleri devam ettirmektedir. Aşağıdaki resimlerde filmde kurgulandığı üzere resimler ve günümüz dünyasındaki Klu Klux Klan ve Bilderberg giyinimlerini ile birebirdir.

81

Orijinal Klu Klux Klan ve Bilderberg resimlerini gerekli karşılaşmayı yapabilmeniz aşağıya ekliyorum.

deneme1

Masonların çok sık kullandığı Pergel-Gönye esasında aklı ve hesaplamayı simgelemektedir. Evrenin ulu mimarı kelimesi de bu nedenledir ki, masonlukta çok önemlidir. Fakat film sayesinde bu simgenin orijinal versiyonunu da bulmuş oldum. Afganistan’a kadar kökleri uzanan bir Osiris tapınağında kullanılmış. Ama bizim bildiğimiz klasik Pergel-Gönye’nin aksine, burada farklı bir tasarım söz konusu. Orijinal versiyonunda bu sembol, Yılan sembolüymüş. Yani tarikatın “Yılan Kardeşliği” olduğundan bahsetmektedir. Bu kadar gizli tarikat ve masonik örgütlerin en tepe noktası “Yılan Kardeşliği” tarikatıdır.

83

 Bu arada tapınaktaki hizmetkârlar her zaman değerli ödüllerle ödüllendirilmiştir. Sınırsız yiyecek, içecek altın ve seks… Film için bu kadar orijinal bir ortam yaratılması, beni gerçekten çok şaşırtmıştır. Bu kadar net bilgilere ulaşılması ve bu doğru sembollerin kullanılması bu konuda bilginin açığa verilmek istenmesi ile alakalı olabilir. Ya da bilgi artık açıkça herkes tarafından bilinir hale geldiğinden, bu fimler ve çizgi romanlar aracılığıyla gerçek üstü hale sokulup, komplo teorisi gibi satılmak istenmesi de bir ihtimaldir. “Sen çok film izlemişsin diyen insanlar” bir gerçeği spekülasyon haline getirebilirler. Son ihtimal ise artık herşeyi kontrol edemedikleridir.

84

Stanley Kubrick’te sanırım ölmeden önce bu tarikattan bahsediyordu. Son filmi “Eyes Wide Shut” bu tarikatın günümüze yansımasını açıkça ifşa etmiştir. Gizli ve örtük şekilde yayılıp genişleyen bu tarikat, seks ayinleri, ilginç büyüler ve Masonluk üzerineydi. Filmin yayınlanmasından 4 gün sonra Stanley Kubrick’in öldürülmesi ise çok ilginçtir. Sanırım istenmeyen sırların ifşasını gerçekleştirmiştir. Dünyanın yetiştirdiği en değerli yönetmen olan Kubrick’te, en değerli şovmeni Micheal Jackson gibi öldürülmüştür. Daha doğrusu kendilerini feda etmişlerdir.

http://michaelsikkofield.blogspot.com/2011/07/stanley-kubrick-zihin-kontrolu-ve.html

Büyücü ve farklı bir soyu olan kralın giyinimi kuşamı da bugünkü ilginçtir. Aynı Kawa’nın öyküsündeki gibi “Yılanlar” ile doludur. Dolar’dan alışmış olduğunuz göz, birbirine bakan yılanlar, güneşi yutma sembolleri kostümünde gayet açıkça görülmektedir.

85

Bu noktada belirtilmesi gereken kralın soyunun da farklı olmasıdır. Kralın giydiği elbiselerden daha ilginç olan kendisinin de dönüşüm geçirebilmesidir. Yani sürüngenlerdeki renk değişebilme yeteneğinin evrilip, birebir başka türlerin formunu taklit edebilmesidir. Fakat özünde soyları insandan, farklıdır. Acaba, bu doğru olabilir mi?

86

 

Bu noktada size verebileceğim bir referansta Micheal Jackson’ın tehdit edildiği kliptir. Önceki bölümlerde yazdığım yazıyı hatırlarsanız, Klu Klux Klan son sahneye ilginç bir detay eklemişti. O da Micheal’ı tehdit eden adamın gözüydü. Sanırım onlar da bu tarikatı anlatmaktaydı. Konuyu detaylı olarak incelemek isterseniz, “Micheal Jackson’ın Ölümü (Öldürülmesi) ve Sembolizmi” adlı konuda okuyabilirsiniz. Olayı genel olarak anlamanız açısından çok yararlı olacaktır. Micheal’ın tehdit edildiği “Alien Ant Farm – Smooth Criminal” şarkısının klibinin son sahnesini tekrar ekliyorum. İsterseniz gerekli konuyu açıp okuya bilirsiniz.

87

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s