Home

Sistemi eleştirmek, insanları analiz etmek, hep bir yanlışın olduğunu fark etmek her zaman çevremizdekilerle yaptığımız bir işti. Gereksiz ve bir sonuca ermeyen çıkarımlar bizi hep acı bir hazla eğlendirmişti sanki. Sonra bu kadar insan haklı olmalarına karşı haksızlığa bir türlü birleşemiyorlar da, nasıl olup sermaye grupları birbirini tutar diye hep düşünmüşümdür. Lakin bir gün elime Tayfun Er’in yazdığı Erguvaniler adlı kitap geçti. Kitabın başlangıcında şöyle yazmaktaydı.

Bu kitap modernleşmenin ve modernleştiricilerin öyküsünün, Türkiye’de kimin kiminle akraba olduğunun, ‘seçkin’ ve ‘başarılı’ kılınanların tek bir aile mensupları olduğunun, Türkiye’deki gizli soylu sınıfın, saklanan kast sisteminin ve onun, örtülü ilişkiler ağının komplo teorilerinin dışında, sosyal ve doğa bilimlerine kazandırılan kavramlarla anlatımıdır.”

Bu paragraf bana adeta şok yaşatmıştı, deli denecek bir hırsla kendimi kitaba verdim. İnanılmaz bir şekilde gördüğüm bütün fabrikatörler, bütün yazarlar, bürokratlar ve siyasetçiler vb. nerdeyse bu kitabın içine girmişti. Etrafımızı çevirmiş bir “kast ve soylular” sistemiydi bu. Kendime “Matrix seni esir almış” demek zorunda kaldım.

Araştırmaları karıştırdığımda Dünyada Kapitalizm diye bir şey olmadığını fark ettim. Yani bu olay Türkiye ile de sınırlı değilmiş. Sistem baştan aşağıya “Oligarşik” bir yapılanma ile örtülmüş. Bayrak özgürlüğü kazanmış olan birçok devletin içine sızmış “örtük ve kast sistemine” dayanan bir yapı. Dolayısıyla başkanlar gelir gider ama ülkelerdeki zengin sınıf bakidir. Başkanlar da zaten onlar için gelir gider. Bu insanlar modernleştiricilerimizdir. Bu nokta da “Modern ne demektedir?”

Modern kelimesinin kökeni ‘Modernus’tur. Bu kelimenin kullanışı IV. Yüzyıl Roma’sına dayanmaktadır. Latince ‘Modernus’ kelimesi, Hıristiyanlık döneminin pagan döneminden farklı bir karaktere sahip olduğunu vurgulamak üzere kullanıldı. Ama asıl ilginç olan ise Modernleşme bünyesinde “tek bir süreç, tek bir istikamet ve zorunlu bir son” bileşimini içermektedir (Therborn, 1996: 61)

Modern kelimesi tarihin en tehlikeli kelimesidir belki de. Neden çünkü zorla seni yenilemek isteyen bir insan şapka devrimi, kılık kıyafet devrimi, alfabe devrimi adı altında, ya da köylerinizin ve mezralarınızın yıllardır bilinen isimlerini bir gecede değiştirip, kabul etmezseniz de sizi öldürmesi anlamına gelebilir. Bu da yasalarla güvence altına alındığından kimse bunu yapana bir şey demez. Medya da ölenleri yobaz, hain, gerici yaparak toplumun geri kalanının gözünde haklı bir noktaya getirebilir. Elbette bu eleştiri Mustafa Kemal ve arkadaşlarına duyduğum kinden ve sinirden dolayı değildir. Mustafa Kemal konusunu işleyeceğimiz noktada Mustafa Kemal’in gerçek fikirlerinin de bu yönde olmadığını göreceksinizdir.

Esasında ‘Modern’leştirici bir kişi sizi istediği yönde dönüştürme hakkına sahiptir. Çünkü ‘ileri’, ‘yeni’, ‘çağdaş’ kelimelerini içinde barındırdığı gibi bir hissiyatı vardır. Bu da sizin öldürülmeniz için çok yeterli bir gerekçe olabilir. Çünkü eleştirirseniz toplumu geriye götüren, ‘bağnaz’, ‘gerici’, ‘tutucu’ olursunuz. Bu da sizi ‘modernleşme’ süreci önünde bir engel haline getirir. Dolayısıyla ortadan kaldırılmanız gerekir. Bu kelime direk olarak çatışmanın kökenidir.

3 thoughts on “‘MODERN’ NE DEMEKTİR?

  1. Alfabeyi değiştirip daha çok insanın okuma-yazma öğrenmesini sağlamak, kadınlara seçme-seçilme hakkı vermek, kadınlara kendi adına mal edinme hakkı vermek, çok eşliliği yasaklamak, herkese seçme-seçilme hakkı vermek, sıradan insanlara yeteneklerine göre (aile kökenine göre değil) başbakan veya cumhurbaşkanı olma hakkı vermek (şekilde görüldüğü gibi) çağdaşlaşma değil mi demek istiyorsunuz?

    • Mülayim bey,

      bir yenilik kendi coğrafyasına ve kültürüne uygun olarak yapılmalıdır. birini yok edip, öbürünü getirmek ise dejenere bir ilerlemedir. yenilersiniz fakat kendiniz olamazsınız. bağnaz bir ülke yönetimi olabilir ama teknolojik açıdan iran, türkiye’ye göre çok daha ileridedir. o geri kafalı arap alfabesi ile nükleer enerji, uzay teknolojileri, füze sistemleri geliştirip, amerikan uçaklarının beyinlerine giriş yapabiliyorlar. ama biz yeni bir alfabe ile gerideyiz. latinler, emevilerden cebir öğrendiler. matematik, cebir ve mimari vb. alanlarda endülüs emevileri arap alfabesi kullanmasına rağmen latinlerden çok ilerideydiler. latin alfabesi onları ileri götürmedi. aynı örnek kirill alfabesi kullanan sovyetler ile çoğalabilir.

      ilk islam toplumu da kadın haklarını önceki muadillerine göre ileri taşımıştır. mustafa kemal’de bunu yapmıştır ve doğru bir karar almıştır. ben yerin dibine sokmak amaçlı yazı yazmadım. güzel şeylere, özgürlüklere evet derim elbet. ama türkiye’de standart aileler hiçbir zaman yönetime geçmedi. ingilizlerin elinde oyuncak bir demokrasimiz var. lütfen yazıların devamını okuyun. kaynaklarıyla ispat etmeye çalıştım. “MODERN TÜRKİYE’NİN DOĞUŞU”, “MODERN TÜRKİYE CUMHURİYETİ ve ROMA CUMHURİYETİ ARASINDAKİ BENZERLİKLER”, “TÜRKİYE SOYLULARI VE MODERNLEŞTİRİCİLERİ” başlıklı konular “Modernizm” in dinamikleri anlatmakta.

      ayriyeten cumhuriyet ve monarşi kardeştirler. roma’da cumhuriyetle yönetilen bir imparatorluktu ama tarihin en kıyımcı toplumuydu. Cumhuriyet = Demokratik ortam, sanmayın yanılırsınız. Dünya bir cumhuriyet yoktur ki demokratik olsun. Avrupa bile monarşilerle yönetilir halen. İngiltere, Monaco, İspanya, Norveç, İsveç, İspanya vb. bunların örnekleridir. sizin oy hakkınız bişeyleri değiştiribilse zaten elinizden alınır. sizin oy hakkınız Türkiye’yi yönetecek(preator) valiyi belirler sadece (Türkiye ileri valiliktir, özgür bir ülke değildir). burada kurallar dünya elitleri tarafından(monarklar) belirlenir. bu ülkede kimse tesadüfen yönetici olmadı, roma’da da olmamıştı. Sistem aynıdır.

      Sadece kendimizi kavramlarla rahatlatmayalım. “Osmanlı kötü, Türkiye Cumhuriyeti iyi” boş bir genellemedir. Yenilik ve reform hareketleri Abdülhamit döneminde başlamıştır. Sanayi, hastane vb. hizmetler hızla hayata geçirilmişti. Her şeyin Cumhuriyete mal edilmesi sadece kaybolmak üzre olan bir yanılgıdır

      Saygılar…

    • dogru ataturk verdi bu haklarıda mesela kadına secme secilme hakkı mı verdi yoksa tercihte bulunma hakkını mı verdi. yani birilerini onune koydu bunu sececeksin demedi mi. bu secme secilme hakkı mıdır. o donemde bir tane kadın soyle ozgurce secme secilme hakkını kullanan. ayrıca daha cok insanın okuma yazma dediğin olay 1940 larda bu ulkede %10 okur yazar vardı. hani o 10 yılda 10 milyon genc vs onlar işin şarkı kısmı. çok eşliliği yasaklamak kagıt uystunde oldu aslında buda magduriyet dogurdu. adamın iki karısı var (ben cok esliliği savunmuyorum Allah sizin için birde hayır var diyor) birisine resmi nikah oluyor adam ölünce digr kadın ortada kalıyor.

      sıradan hangi insan cumhurbaskanı ve basbakan olmuş o dediğin yine cumhuriyetin elitleriydi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s