Home

Roma Cumhuriyeti dediğimiz sistem içinde “Cumhuriyet” kelimesi geçiyor diye “Demokratik” bir toplum değildi. “Cumhuriyet” herkesin seçim özgürlüğünün olduğu bir sistem değildir. “Soyluların” ve “özgürlerin” seçim haklarının olduğu bir sistemdir. Modern Türkiye Cumhuriyeti’nde de tepedeki güce sahip olanlar “Medya” aracılığıyla istediklerini yaptırma hakkına sahiptirler. İnsanların “Medya” kadar bildiği bir ortamda son sözü de Medya söyler. “AKP” kurulduğunda onu medya aracılığıyla öğrendik. “CHP”, “MHP”, “DSP”, “ANAP” haricinde kalan partileri ise gene medya yüzünden bilmiyoruz. Bugün televizyonlar “TKP” diye bağırırsa emin olun %0,5 alan TKP birinci sıradan meclise girer.

Halktan herhangi bir kesim istediği zaman parti kurma hakkına sahip ama bizim gibi farklı düşünecek bir kesim parti kursa kime ulaşacağız. Ne televizyonumuz var, ne de gazetemiz. Ne broşür bastıracak paranız var, ne de miting için otobüs kiralayacak paranız, ne de yüzlerce seçim bürosu açacağımız paramız. Türkiye’yi kurtarmaya gerçekten niyetli adamın parası olmalıdır, fakir bir insanlara yardım etme hakkı bile yoktur. Mesele şu ki bunları yapacak “Maddi Özgürlüğe” sahip olan insanların, gerçekte de “Özgür” olma hakkı vardır. Bugün seçimlerde bağımsız aday olabilmek için yatırılması gereken miktar 7 milyar civarına çıkarıldı.

Cezalandırma sistemi açısından Roma ve Modern Türkiye’yi karşılaştırmak gerekirse, Hukuk Roma’da asillerden yanadır. Asil olamayan maalesef mahkemelerden haklı çıkamaz. Hatta Aristokrasi de sınıf sınıftır. Üst derece aristokratlar daha haklı çıkar. Günümüzde de hükümette olanlar davayı kazanır. Hukuk sistemini ele geçiren mutlak haklıdır. Soylularımız içinde bile güçlü olan savaşı kazanır. “Uzan” ailesi ve “Koç” ailesinin savaşını devlete arkasını yaslayan Bilderberg üyesi ailemiz “Koç” lar açık ara kazandı. Çünkü daha soyluydu.

Roma’da Preatorler(Valiler) senato tarafından atanır, Gittikleri bölgede köleleri ve özgür halkı denetlerlerdi. Halka da hoş gözüküp güven kazanırlardı. Bakalım Türkiye’deki Preatorlere: Süleyman Demirel, Turgut Özal, Tansu Çiller, Mesut Yılmaz, Bülent Ecevit, Tayyip Erdoğan bunların hepsinin seçimlerden önce bir Amerika geçmişi olur. Tıpkı 1000 yıl öncesi Roma Senatosu gibi Amerika Senatosundan onay alır yalandan bir seçim ile bölge valiliğine atanırlar. Sonra yabancı sermaye girişleri, vergi arttırılması, IMF ile stand by anlaşmaları, o yoksa banka özelleştirilmesi, o da yoksa Maden özelleştirilmesi, o da yoksa silah satın alma anlaşmaları, o da yoksa ülke topraklarını NATO veya ABD ordusuna açma ile senatoya bağlılıklarını gösterirler. Cumhuriyet gibisi yok. “İyi ki varsın Cumhuriyet”.

Sonra diğer bir durum var. Roma da köleciydi, bu sistem de köleci. Nasıl mı? Çok basit gene kelimelere takılmamalıyız. Ben köle değilim sakın deme. “Köle” geçmişte ne işe yarardı şimdi de aynı işe yarar. Hizmet etmeye. Kime? Efendisine. Bir bakıma iş gücü ihtiyacını çözer. Eskiden sabit bir efendin oluyordu, ona hizmet ediyordun. Adam sen isyan edersen, dövüyor ya da öldürüyordu. Yine öyle bir sistemdesin. Grev’e gidersen yersin jopu, biber gazını, televizyonlarda seni vatan haini yapar. Amerika’lı ları eleştirirsin yersin dayağı.

Bazı ilerlemeler var teknoloji sayesinde. Eskiden o zamanın varoşu olan ahır ya da köhne bir odada yatardın, efendin de köşkünde. Şimdi işçi sınıfı zamanımızın varoşlarında kalırken, efendiler derecelerine Etiler gibi lüks semtlerden, köşklere, yalılara yâda adalarına ikamet etmektedirler. Tek bir efendi yerine artık seçim hakkımız var. Yani eskiden sadece Agustus’a çalışırdın, şimdi Turkcell, Ford, Yapı Kredi, Hurriyet, Shell var. Beğenirlerse alırlar, beğenmezlerse açsın.

Roma Cumhuriyeti’nde zenginlere görkemli mezarlar yapılırdı, kölelerin cesetleri ise gömülmeden çöplüğe atılırdı. Şimdi zengin olanların cenazeleri Teşvikiye camiinde güneş gözlükleri ile kılınan namazdan sonra boğaz manzaralı bir mezara defnedilir. Seninki mahalle caminden sonra ara mahalle veya memleketin ıssız bir köşesinde bir yere defnedilir. Hatta kimsesizsen üst üste defnedilme ihtimalinde vardır.

Roma köleci bir toplum olduğundan özgür halkları tutsak eder iş gücü olarak kullanırdı. Örneğin Germen’lerin toprağına girer ve halkına adi Germenler bize saldırdı diye bir propaganda yaparlardı. Halkta Cumhuriyetini dinlerdi. Savaşa girerlerdi ve milleti tutsak ederdi. Eee şimdi de aynısı. Libya girdiler, bahane çok komik onlar “kendi halkını öldürüyorlar”. Çok acizce bir bahane, daha iyisini yapabilirlerdi bence. 100 sene sonra bu dramlar unutulduktan sonra okunup okunup gülünebilinir. Olayın dramatik yanında ise ülkeden kaçan insanlar Avrupa’da ucuz iş gücü oldu. İtalya üzerinden yüzbinlerce sığınmacı Avrupa’ya sığındı. İtalyan mafyası da bu insanları satıyor şimdi. Peki, satıldıktan sonra nerede kullanılıyor bu insanlar? Kadın ise hayat kadını, erkekse amele, işe yaramayanlar ise İtalya-Fransa arasında toplama kamplarındalar tutuluyorlar

Bu ezoterik konulara çok eğilen arkadaşlar korktuklarından hemen islâm dinine dönüp bir de Türk oluyorlar. Ama Kürtleri hep unutuyorlar. Onlar PKK’li, BDP’li zaten. Bakalım ne yaptılar onlara. Kurtuluş savaşına en çok desteği veren toplumdur. Batı’da düzenli devlet ordusu savaşırken, doğuda kürt halkı kendisi savaşıp, Gazi-Antep, Şanlı-Urfa, Kahraman-Maraş adını aldı. Eee bu halk ne oldu sonra? Yerinden yurdundan ucuz bahanelerle edildi.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s