Home

Renkler, biçimler, semboller ve en önemlisi müzik insanlarda hipnoz etkisine sahiptir. Bugün alışveriş merkezlerinden, televizyon programlarına kadar birçok noktada bu bilgiler kullanılmaktadır. Örneğin Fast-Food dediğimiz restoranlarının logolarında ve dekorasyonunda kullanılan renkler; kırmızı, sarı, beyazdır. Bu insanlarda hızlı ve iştahlı davranmasına yönelik bir ruh hali oluşturur. Bu da tüketimin ve müşteri sayısının fazla olmasını sağlar.

  37

Öteki tarafta lüks ve elit restoranlarda bu durum farklıdır. Yemek yenirken aynı zamanda insanların dinlenmesi ve rahatlaması için daha doğal ve yumuşak renkler tercih edilir. Bu da yemek yerken doğal bir ortamda huzurlu bir yemek yeme hissine ulaşmanızı sağlar.

 38

Renk ve sembollerin duyularımız üzerinde bu kadar etkili olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda müzik; bu saydıklarımdan bilinçaltını etkileme bakımından çok daha etkili ve güçlüdür. İnsanlar, modern kültür diye dayatılan müzikleri televizyonlarda dinlerken acaba bu hipnoz etkisinden haberdar mıdır? Bugün müzik sektörü, hipnoz etkisinden habersiz olan bu insanların bilinçaltlarını sistemli bir şekilde istedikleri yönlerde şekillendirmektedir.

Günümüzün çoğu şarkı sözünü dinlediğimizde etrafa ve çevredekilere karşı nefret içerdiğini, ayrılık ve ayrılık sonrası rahatlama, başarısız aşk denemelerinden sonra yoluna bakma, intikam gibi duygulara yaslanan kin, zenginliğe karşı duyulan hayranlık, psikolojik bunalımlar gibi temaların, bugün pop müziğin temelini oluşturduğunu göreceksiniz. Tabi bunların tesadüfen oluştuğunu, günümüz kapitalizminin bireyselciliğinin bir yansıması olduğunu iddia etmek sadece basite kaçmaktır. İnsanların yönetilebilmesi için yalnızlaştırılması ve çaresizleştirilmesi gerekir. Bu da, insanlara bireysel yaşamı ve yalnız bireylerin özgürlüğü, insanların kolayca hayatlardan çıkarılabilecek nesneler olduğuna dair sanat öğeleri üreterek bilinçaltına yönelik saldırılarla gerçekleştirerek yapılabilir.

Bence kapitalizmin insanları bireyselleştirdiğini iddia edemeyiz. Medya aracılığıyla insanlar kapitalizm içinde yalnızlaştırılır. Çünkü kapitalizmin doğası ve yazılı kuralı yoktur. Bu olmayan kurallar içinde de yalnızlaştırma yoktur. Bu sistemin temel amacı kârdır. Kâr için birleşmeniz gerekirse ona da evet diyecektir. Sorunun başlangıç noktası, kapitalizm denen sistemin tepesine yerleşmiş grupların ana hedefleri doğrultusunda sistem araçlarını kullanmasıdır. Bu da kapitalizmden daha tehlikeli bir silahtır.

Bu konuda bazı noktalarda ayrıldığım ama kendisinden çok faydalandığım “Music Industry Exposed” belgeseli, bazı konulara dikkatimi çevirmemde çok yardımcı oldu. Bir kâr beklentisi olmadan ciddi bir emek ürünü olarak internet üzerinden linklerinin bir bölümünün kırılmasına rağmen insanların bireysel çabalarıyla dağıtılması haklı noktalarının azımsanmayacağını açıkça göstermektedir.

Bugün gerek Türkiye, gerekse de dünyada müzik endüstrisinin tepe noktaları sistemi elinde tutan birkaç küçük örgüt tarafında ele geçirilmiştir. Sanırım tüm dünyadaki medya sektörünü benzer yapıları elinde tuttuğundan aynı saçmalık medyanın her alanında tekrarlanmaktadır. Ama bu konuda internet aracılığıyla alternatif medyanın gelişmesi sayesinde insanlarda bir uyanma başlamıştır.

Egemen kültürde ana akım medya kanalları bulunur. Bunlar ülkeden ülkeye değişen isimlere sahip olduğu gibi, aynı zamanda ülkeden ülkeye farklı isimler taşıyan ana kanallara da sahiptir. Örneğin CNN dünya çapında bir haber kartelidir. Bunun yanısıra onun kadar büyük olmamakla birlikte NBC’de gayet güçlüdür. Reuters, BBC vb. haber kaynakları da Avrupa’nın kartel sınıfını oluşturur. Bu kanallar haber konusunda domine işlemi ile ilgilenir.

Bu noktada müzik ve dans gibi öğelerin domineleşmesi ise “MTV” aracılığıyla yapılmaktadır. Bu müzik kanalı her ayağını başka bir ülkeye açarak, bu yapay kültürü farklı toplumlara aşılar. Müzik başlangıcı gereği doğadan bağımsız değildir ve doğadan beslenir. Bugünkü yediğimiz gıdalar kadar, dinlediğimiz müzikte hormonludur. Organikliğini çoktan kaybetmiştir.

Her bölgede ayrı bir müzik dinleyip çeşitlenmek yerine sadece televizyonlardan dayatılan “Pop Music’e” köle olmuş insanları görmek çok da anormal değildir. Tek tipleşmeyen insanlar “Tek Dünya Devletine” uygun vatandaşlar değillerdir. Onların ihtiyacı olan şey robotlardır. Farklılıklara tahammül edemezler. Bu merkezi otoriteyi sarsan bir durumdur. Bu noktada “MTV” nin açılımının “Masonic Temple Vision” (Mason Tapınağı Vizyonu) olduğuna şaşmamak gerekir. Aşağıdaki resim “MTV” binası önünde çekilmiştir.

39

Oysa biz onu “Müzik Televizyonu” sanırdık. Ama gördüğümüz kadarı ile başka bir şey saklamaktaymış.

Çalışma mekaniği ise çok basittir. Bu televizyon sayesinde bir makro-konsept üretilir ve bu tüm dünyaya dayatılır. Örneğin Lady Gaga üretilen makro-konsept ise onu takip eden mikro-konsept, Türkiye’de Hande Yener, başka bir ülkede benzer bir başka mikro-konsepttir. Bir diğer örnek ile, makro-konsept ise Justin Timberlake ise Murat Boz mikro-konsepttir. Daha da geliştirmek gerekirse Beyonce ve Hadise benzer bir örnektir. Bu örnekler gerek kullandıkları dans figürler, gerek kullandıkları müzik altyapıları ve okuma tarzları ile karşılaştırılabilirler.

Bu yüzyıldan önce Anadolu’da her bölgede farklı müzikler çalmaktaydı. Klarnet, kanun, zurna, ud, bağlama, sipsi, kabak kemane, darbuka vb. birçok enstrüman kullanılırken. Her bölgede ayrı bir ritim ve armoni vardı. Bugün dünyada tek tipleştirilmek istenen bir müzik, DJ’lerin gittikçe otomatikleşen ve bilgisayarlaşan sahasına emanet edilmiş durumdadır. Bu şekilde diller ve kültürler ilerleme başlığı altında bilinçli olarak yok edilmektedir. Bunun kendiliğinden olduğunu iddia etmek ise tamamen cahilliktir.

Dünyanın her yerinde yerel toplumların çaldığı müzikler farklılık göstermektedir. Anadolu’da ney, bağlama çalarlarken, Japonya’da başka bir flüt türü, Hindistan’da başka bir çalgı aleti, Afrika’da başka bir çalgı aleti olarak karşımıza çıkacaktır. Nedeni dünyanın her ayrı noktasında, farklı bir doğal ortamın bulunmasıdır. Az önce dediğim gibi müzik doğanın bir nevi yansımasıdır.

Tek tipleşme sadece televizyon ortamında sadece MTV’ye ait bir durum da değildir. Benzerleri diğer programlarda da görebilirsiniz. Conan O’Brian ve Jay Leno’nun Amerika’daki programının bir benzeri olan Beyaz Show Türkiye’dedir. Aynısının bir benzeri Suudi Arabistan’da da rahatça izlenebilinir. Ellerde bir Kupa kahve içilirken başkaları ile söyleşi yapılmaktadır. Keza Acun Ilıcalı’nın da programları her ülkede birbirine benzerdir. Banu Avar’ın konu hakkında yaptığı araştırmada bu programların tasarlandığı merkezin İngiltere’de bir kurum olduğu ortaya çıkmıştı. O yüzden Acun’un üzerinde göz olan T-Shirt’ler ile görünce çok şaşırmayın. Bu arada “Göz” gördüğünüz herşey illuminati sembolü değildir.

Özet olarak yozlaşma bilinçli olarak sistem tarafından bilinçli olarak üretilmektedir. Sanayileşen toplumun ilerlemesine bağlı olarak doğal oluşan bir durum değildir. Bu durum ulusların sınırlarını silahla ele geçirmek yerine, medya aracılığıyla örtük bir şekilde yapılmaktadır. Son yıllarda görülen “bireysel”, “maddeci”, “hırslı”, “rekabetçi” toplum yapısı bu mimarinin ürünüdür. İnsan doğasının temel özelliklerinden dans ve müzik sistem tarafından bozulmakta ve kötüye kullanılmaktadır. Bu mekanizmanın kontrolü ise tek bir merkezden yürütülmektedir. Belli semboller ve ritüeller aracılığıyla bibirlerini varlıklarından haberdar edip, güçlü olduklarını düşünmekteler.

Bir başka örnek, her yazdığın sanat eserinin içine göm rakamlardan oluşan dili, Orhan Pamuk gibi sana Nobel’i versinler. Zor değil bence iki alt düzey Kabala bilgisinden sanat eseri çıkar tamam yahu, para pul şöhret senin. Eser güzel mi? Kalıcı mı? Hiç önemli değil. Ruhunu sat, cemaate yalaka yap. 50 sene sonra bu adamların hiçbirinin kalıcı olacağını sanmıyorum. Zaten üst düzey bilgileri de bunun gibi adamlara vermezler.

Bu ruh satma anlaşmalarını detaylı öğrenmek için “Music Industry Exposed” isimli belgeseli izlemeniz yeterlidir. Bazı yerlerde dozajı kaçırıyorlar ama genel hattıyla insanları bilmeleri gereken çizgiye getiriyor belgesel. Katy Perry, Bob Dylan, eskiden RUN DMX ve Eminem gibi isimler bu gibi konuşmalarda bulunmuş. Eminem gruptan ayrılmak için çalışıp, “Arınma” isimli bir albüm çıkardığından, ilk uyarısını ödül töreninde Lady Gaga tarafından kulağına fısıldama yoluyla aldığını ve suratının şeklinin aniden değiştiğini unutmayalım. Hatta ödül törenindeki elbesi ve konuşması tehdidin herkesin gözü önünde yapılması, cüretkârlık açısından da önemlidir. Videonun linkleri Youtube ve benzeri paylaşım siteleri üzerinde bolca kırıldı. En son bulduğum link aşağıdadır.

 Video’yu 6:15 saniyesinden izlerseniz, Lady Gaga’nın Eminem’in elinden aldığı ödülü rahatça görebilirsiniz.

http://vimeo.com/60748712

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s