Home

Düşünme eylemi ile ilerlemeye çalışırken herkes başkasının düşüncelerini okuyarak ilerlemeyi hedefler. Bu da ödünç düşüncelerden oluşan ödünç düşünceleri yenileyerek yeni düşünceler oluşturmak demektir. Hatta ülkemizin durumuna bakınca sözüm ona entelektüel kitlemizin halinin içler acılığını görmemek elde değildir. Otoritelerin tavsiye ettiği “izm” ve “oloji” ler kimseyi gerçeğe yaklaştırmaz. “Gerçek” her şeyden önce samimiyet gerektirir. “izm” ve “oloji” kavramları ile en fazla iki tane daha batı hayranı kız tavlamakta kullana bilinir ya da kendinizi entelektüel hissetmenizi sağlayacaktır. Bu, toplumdan daha yukarda olduğunuz yanılsamasına kapılmanızı sağlayabilir. Batılı yazarlar, hatta benim gibi doğulu bilginleri kullanarak bir yere gelmeye çalışmak sizi ancak gerçekten uzaklaştırır. Daha doğrusu sizi sizden uzaklaştırır.

İşsiz kalacağını düşünüp çok çalışmaktan, hayatının sonuna kadar durmadan çalışıp bir deniz görmemiş insanlar var. Ya da zengin olmak isteyip, daha da zengin olan, sonunu getiremeyip hırsından ölenler, hep şartlanmanın sonucudur.

Peki, bu yazıyı okurken şartlanmalarımızdan nasıl kurtuluruz sorusunu kendimize sormalıyız. Bu yazıyı okunurken objektiviteyi nasıl sağlayacağımız problemdir. İki adımda cevaplayalım. Öğrendiklerinize yepyeni bilgilermiş gibi bakıp, geçmiş verilerle hemen karşılaştırmaya girmeyerek özümsenebilir. Sonradan bilgi sindirilip, sınandıktan sonra bu karşılaştırmalar yapılabilir.

Örneğin şartlanmaya basit bir örnekten başlayacağız. Para çağlar boyunca gücün sembolü olmuştur. Paranın üzerine basılan her şeyin bir önemi vardır. Aksi halde sultanlar, krallar, prensler, İngiltere kraliçesi ve dolar üzerindeki garip anlamlarla dolu semboller olmazdı. Dolayısıyla buna komplo teorisi diyemeyiz. Araştırılması gereken ciddi bir konudur. Dünyanın en geçerli parası doların üzerinde “Kaostan gelen yönetim” yazmaktadır. Nedeni nedir? Siz birbirinizle kavga etmeyi bırakırsanız, birlik olursunuz bu da sizi koyun gibi yönetilmez hale getirir demektir.

Peki kaos neden çıkar? Çok basit bir soru.

Cevap: Şartlanmalardan çıkar.

Peki nasıl? insanlık düşüncelerine ve onlara da önceden öğretilen düşüncelere hapsolmuştur. Düşünceler de şartlanmaların nedenidir. Yani sizin babanıza birisi bazı şeyleri yanlış anlattıysa sizde o yanılgıya düşersiniz ve oğlunuza o yanlış düşünceleri anlatabilirsiniz. Ki o da, bu yanlışla bu nesiller boyu devam edebilir. Yani hep ikinci ve üçüncü el insanlar olarak kalabiliriz. Şimdi toplumsal şartlanmalara birkaç örnek vereceğim.

Örnekler:

Kürtler kötüdür” ya da “Türkler kötüdür”

Benim birçok iyi ve bir o kadarda kötü Kürt arkadaşım oldu. Ve bir o kadar da iyi ve kötü Türk arkadaşım oldu. Bu olay kandan tamamen bağımsız bir durumdur. Bunu bu şekilde söyleyen bir insan dindar da, vicdanlı da, bilimsel de, ilerici de olamaz. Sadece sistemin istediği yapıya teslim olmuş durumdadır. İki tane soylu veya para babasının hayallerini yerine getiriyordur. Kendilerine anlatılanları papağan gibi konuşan insanlardır bunlar. Kendilerini ancak bir başkasına olan kinleri ile ayakta tutabilirler. Çünkü, kendini ancak başkaları üzerinden tanımlayabilirler.

Türkiye Türklerindir” (Hürriyet gazetesi) ya da

Entelektüel elit bir kesimin ve bankerlerin oluşturacağı tek bir dünya devleti (yani imparatorluk) geçtiğimiz çağlardaki ulus devletlerden daha caziptir” David Rockefeller

Soru 1: Dünyanın bir imparatorluk halinde soylular tarafından yönetilecek ise bu durumda Türkler ya da diğer toplumlar nerede? Neden bankerler de berberler değil? Ya da Türkler neden işin içinde ön plan oyuncusu değil? Elit olmayanlar ne olacak?

Soru 2: Neden Türkiye sadece Türklerin? Ya da Kürtler, Çerkezler, Lazlar vb. neden bu işin içinde değil? Anadolu ismi kullanılsa daha birleştirici olmaz mıydı? Bir kelime yüzünden bu kadar insanın birbirinden nefret etmesi size çok mu normal geliyor? Ya da Türk olan bir insan Türkiye kelimesi ile neden bu kadar övünüyor? Ülkenin ismi Kürdiye olsa bu Türkleri ve geri kalanları yaralamaz mıydı? Belki bu bize atılmış en büyük goldür. Bu konuda Enver Paşa ve Mustafa Kemal’in sonradan değişen düşüncelerine yer vereceğim.

Dolayısıyla dünyayı Anadolu topraklarını da kendine ait gören bir elit ve banker kitleye Türkler nasıl izin vermezlerse, Türklerinde “Anadolu Türklerin” demesine başkaldırılar olacaktır. Şaşırmamamız gerekir. Üstelik bu cümleyi gazetesine yazan Sedat Simavi “Türk” kökenli bile değildir. Bu iç savaş onu ve ailesini sadece yeterince zengin etmiştir.

Anlayıp empati kurmak gerekiyor. Medyanın gazıyla birbirinizi öldürmeniz zaten istenen bir durumdur. Yani ilk soruda Türklere yapılan haksızlık ile ikinci soruda Kürtlere ve diğerlerine yapılan haksızlık bence aynı kapsamdadır. Elimizden vicdan duygumuz şartlandırarak alınıyor ve birbirimize düşürülüyoruz. Türkler ve Kürtler bu yüzyıla kadar birbirleri ile bu kadar ciddi savaşlarda bulunmamışlardı. Bütün Kürtleri öldürdükten sonra yeni kurulacak bir devletle dünyaya meydan okuyamayız. Parlak günler için koşulsuz bir şekilde barışmak şarttır. Omuz omuza çok savaş yapmış, kız alıp vermiş bu toplumların birbirlerini suçlaması çok sistematik bir alt younu barındırmaktadır. Şimdi “Modern” olan öbürünü sindirmeye çalışıyor farkında olmadan.

Medya toplumlarda şartlanmanın ana nedenidir. Hiç tanımadığınız masum bir adamı size tecavüzcü, vatan haini, hırsız yapabilir, en namussuzu ise sütten çıkmış ak kaşık. Kısacası asıl sorun ister Aydın Doğan, ister İslami dediğimiz medyanın tarafından kandırılmamızdır.

Bize 90’lı yıllarda Rambo izletildiğinde ne kadar mükemmel bir film olduğunu düşündük. Mükemmel bir savaşçıydı, kasları güçlü, cesaretli ve haksızlığa karşı savaşıyordu. Ama bugün Amerika Sovyetlerin yaptıklarının çok üstünde bir zulüm yapmasına rağmen Hollywood’dan herhangi bir film çıkmıyor. Yani propagandaydı kandırıldık. Milyarlarca dolara mal olan bu filmler biz keyif alalım diye çekilmiyordu herhalde.

Televizyonlarda sizin inanmanız için sözüm ona halkın saygı gösterdiğini iddia ettiği insanları koyarak istediklerini konuştururlar. Ama bu insanların saygın olduğunu da gene kendileri iddia ederler. Yani sizin birine saygı duyup duymamanıza bile kendileri karar vermektedir. Açıklamaları ise çok güzeldir, “Halk Bunu İstiyor”. Kimin ne istediğini ne biliyorsunuz? Sen kendin ne istediğini bile bilmekten acizken, beni anladığını nasıl söyleyebilirsin? Referans bile kendi iddiaları…

Anlayacağınız burada Kürtlere kötü demek. Ya da Kürtlerinde, Türklerin şiddetli medya saldırısı altında savaşa girmesini anlamaması sadece bilinç tutulmasıdır. Lütfen televizyonlarınızı 1 hafta kapatıp tekrar düşünün. Kafanız durulsun ama yapabileceğinizi hiç sanmıyorum. O el tuşa maalesef gidecektir. Çünkü alkol gibi, sigara gibi, kumar gibi bağımlı hale getirilmiş bir toplumuz.

İşin daha açıkçası televizyon izlerken birileri bizi uyumamız için, o programları tasarlar. Ve o sırada çok sıkı bir şekilde çalışmaya devam ederler. Yalanlar dağ dağ yoğurulur. Güzel takım elbiseli insanlar, sanki çözümmüş gibi dolu dolu yalan atarlar. Ama hepsi zenginlik içinde lüks yalılarda yaşayan insanlardır. Ne sizin gibi işçi, ne sizin gibi aşçı, ne askerde komando, ne de dağda gerilladır. Bunlar gerçek sorunları gizlemek için kullanılan sanal karakterlerdir. Çünkü silahı Türkiye’de satan, bu silahın üretimi ve alımı için finansal yapıyı kurup satışından da, alışından da parayı yiyen ekip aynıdır. Bu adamların öyküsünü bu yazımda mümkün olduğunca anlatıp deşifre etmeye çalışacağım. Bunlar Türkiye soylularıdır ve onlarında tepesinde olan Dünya soylulardır.

Bu arada aklıma bir soru geliyor. Bugün klasik teoloji tarafından putlaştırılıp afyonlaştırılan, klasik sol muhalefet tarafından (ki bende bunlardan biri olarak uzun süre yaşadım), yobazlaştırılan. Döneminin en büyük devrimcilerinden Hz. Muhammed putlarla insanları kandırıp, hipnoz ettikleri için mi yasaklamıştı acaba?

Birçok sembolün insan beynini uyardığı ve hipnotize ettiği zaten çok eski çağlardan beri bilinir.Bu konu hakkında ileride kullandığım kaynakları takip edebileceksiniz. Acaba Hz. Muhammed ya da Hz. İsa bugün yaşasa gene “putlara tapmayın” demez miydi? Yani bir başka deyişle “televizyona tapmayın, kapatın şu salak aleti, doğruya evinizde oturarak ulaşmanız imkânsızdemez miydi? Bugün de televizyonlar ve medya aynı işi yapmıyorlar mı? İnsanları istedikleri yöne yönlendirmiyorlar mı? Acaba kötü niyetli insanlar bu teknikleri bugünde televizyonda kullanıyor olabilir mi? Acaba buna maruz kalıyor olabilir miyiz?

İyi seyirler…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s